İlk Blog

Çok uzun yıllar önceydi gibi bir giriş yapamıyorum belki ama mezuniyet sonrası 3 sene denildiğinde de bi hatrı olduğu muhakkak. Tıpkı 2014 ‘te büyük umutlarla mezun olup hatrı sayılır bi iş arayışımın sürdüğü gibi. Bu devirde sadece okumak mı zor derseniz okumak dışında her şey zormuş gibi artık. Okurken anlayamadım bunu, o başka. Hayatımın en güzel yılları öğrencilik yıllarıydı klişesini yapacağım aklıma gelmezdi o zamanlar ama, geç bile kaldım.

Peki, bu kadar karamsar konuşan ben mezun olur olmaz ne mi yaptım? Biraz dile katkısı olsun, biraz kendimi geliştiriyim ve yalan yok biraz da yurtdışı maceram olsun diye koşa koşa Amerika.. Görünür bahanesi de staj! Neyse, başladık. Derken, dönüş günü yaklaştıkça aldı beni “ee şimdi napıcam” telaşı. Yüksek lisansa başlanacak, o belli. Peki ama nerede? Koskoca dönem geçmiş, başvurular bitti bitecek. Elde olan bi iki şehir dışında seçim şansım yok. Yani anlayacağınız mecburi rota. Bahtıma Kayseri oldu bu şehrin ismi. İstanbul ‘dan sonra diye mi yoksa bu işin tek suçlusu Kayseri mi bilmem ama sevemedim bu şehri. Sevmemek başlı başına bahane olamazdı ama yüksek lisansı bırakmaya. Elle tutulur bi sebep şart. Hem emeğe hem kurulan düzene yazık derken, YÖK devreye girmiş meğer, başladığım alanda akademik olarak devam edemeyeceğim kararını alıvermiş. Durur muyum bi gün daha. Topladım pılımı pırtımı, bize göründü memleket yolları.

Boş durmak bize göre değilmiş tecrübesini edindim bu süreçte. Haliyle bi ”e şimdi napıcam” telaşı daha sardı mı beni gün geçtikçe. Çık işin içinden çıkabilirsen. Yüksek lisans yapılacak, o cepte. Ama nerde? Aynı sorularla tarih tekerrür. Ya memlekette kalınacak ya İstanbul kapıları yeniden çalınacak. Garanti olsun dedik, başvurduk ikisine de. İkisi de olumlu sonuçlanmasın mı? Kararsızlık bizim işimiz. İtiraf ediyorum, son dakikaya kadar ben bile bilmiyordum kararımı. İstanbul kapılarının bana yeniden açılacağı, hasretin sadece bikaç aylık olacağını nerden bilebilirdim?

Vuslat günü geldi. Başladık bi maceraya daha derken, lisansta yeterince sırtımı dayadığım ailemden maddi destek almak bi hayli zordu benim için. Derken, bi arkadaşım “öğretmenlik yapar mısın?” deyince, neden olmasın dedim. Ve böyle başladım öğretmenlik macerasına. Bi taraftan yüksek lisans dersleri, diğer taraftan öğretmenlik derken bi dönemi devam ettirdik böylece. Diğer dönem başında da bi şirketten gelen iş teklifiyle geçimimi sağlayacak olmanın haklı gururunu yaşadım. Tez dönemine kadar iş hayatıyla beraber devam ettirdiğim yüksek lisansım, deneylerin başlamasıyla beni işimle vedalaşmak zorunda bıraktı. Artık sadece öğrenciydim bikaç ay öncesinde olduğu gibi. Zordu ve biraz da vicdan sızlatıcı. Bu duruma bikaç ay dayanabildim. Gelen bi teklif üzerine yeniden öğretmenlik günlerine geri döndüm. Tez için haftasonları ve çıkışları ayırdım, doldurdum saatlerimi.  Bugünlerde sonuna yaklaştık tezin, zaman bize ne gösterecek bilmem ama,

Devamlı bi iş, devamlı bi ev, yuva fena olmaz diye geçti içimden.

Ama nasip işlerine karışılmaz, bilirim. Beklemedeyim usulca…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s